22.10.13

Giysilerle ilgili

Erkekler davrandıkları gibi, kadınlarsa göründükleri gibidirler. Erkekler kadınları seyrederler. Kadınlarsa seyredilişlerini seyrederler. Bu durum, yalnız erkeklerle kadınlar arasındaki ilişkileri değil, kadınların kendileriyle ilişkilerini de belirler. Kadının içindeki gözlemci erkek, gözlenense kadındır. Böylece kadın kendisini bir nesneye -özellikle görsel bir nesneye- seyirlik bir şeye dönüştürmüş olur (Berger, 2004: 47). Kıyafet sahip olunan dünya görüşünün aynasıdır. Modacılar bir kıyafeti oluştururken kıyafetin sunduğu imajın mevcut dünya görüşüne denk düşmesine dikkat ettikleri gibi; oluşturdukları moda ile de yenidünya görüşlerinin olmasını sağlamaktadırlar (Barbarosoğlu, 2002: 11).
Fiske kot giymenin ideolojik pratikleriyle ilgili etnografik bir çalışmasında, bunları giymenin üç temel anlam öbeğini ya da dizisini yaydığını ortaya çıkarmıştır. İlki, kotların sıkı çalışma ve dinlenme, etkinlik ve emeğe verilen önemle ilişkilendirilmesidir. İkincisi Amerika’nın Batısı etrafında kümelenen ilişkiler dizgesidir – özgürlük, doğallık, sağlamlık, gayri resmilik, kendine yeterlik, gelenek gibi. Ve son olarak kotun Amerikalılık ve toplumsal oydaşma anlamları söz konusudur. ABD’nin uluslar arası modaya biricik katkısı kotlardır. Bunlar oydaşmacıdırlar, çünkü her iki toplumsal cinsiyet tarafından, tüm sınıflar, ırklar ve her yaştaki insan tarafından giyilebilmektedirler – tüm toplumsal kategorileri aşarlar ve Amerika’da herkesin özgür, eşit olduğu mitini taşırlar. Bu yüzden, toplumsal cinsiyet ve yaşları (elbette ırkları ve sınıfları) açısından diğerleri kadar özgür ve eşit olmadıklarını düşünenler için, kotları yırtmak başat ideolojiye direnç göstermenin bir göstergesi olabilir (Fiske, 2003: 235). Normalden uzun bir süre kullanıldıkları için yeni bir kotun satın alınması geciktirilmektedir ve bu da metalaşmaya karşı küçük ancak anlamlı bir dirençtir (Fiske, 2003: 234). 
Yüksek topuklu ayakkabılar kadınlara dışarıdan zorla kabul ettirilen yönetici cinsiyet (erkek) fikirleri değildir; ancak kadınlar bunları giyerek ataerkil ideolojik pratiğe katılırlar. Bu ayakkabılar, kadın vücudunun erkeklere çekici gelen kısımlarını –kalçalar, bacaklar, göğüsler- ortaya çıkarmaktadırlar. Böylece kadın kendisini erkek bakışı için çekici bir nesne olarak inşa etme eylemine katılmaktadır ve kendisini erkek iktidarına teslim etmektedir (onay vermektedir). Ayrıca bu ayakkabıları giyerek fiziksel etkinliğini ve gücünü de sınırlamaktadır - bunlar kadınları aksatmakta ve tehlikeli bir şekilde yürümelerine yol açmaktadır; böylece bunları giymek kadınların ataerki içindeki ikincil konumlarını pekiştirmektedir. Yüksek topuklu ayakkabılar giyen bir kadın erilliği daha güçlü ve daha etkin, dişiliği daha zayıf ve daha edilgin gören ataerkil toplumsal cinsiyet anlamlarını etkin biçimde yeniden üretmekte ve yeniden yaymaktadır (Fiske, 2003: 223).

Berger, J. (2004) Görme Biçimleri. İstanbul: Metis Yayınları.
Barbarosoğlu, Karabıyık, F. (2002) Modernleşme Sürecinde Moda ve Zihniyet. İstanbul: İz Yayıncılık.

Fiske, J. (2003) İletişim Çalışmalarına Giriş. Çeviren: S. İrvan. Ankara: Bilim Sanat Yayınları/Ark.

Hiç yorum yok: