26.10.13

The Nightmare Before Christmas (Noel Gecesi Kabusu)

Yönetmen: Henry Selick
Senaryo: Tim Burton, Michael McDowell, Caroline Thompson
Seslendirme: Danny Elfman, Chris Sarandon, Carherine O’Hara
Yapım: 1993 ABD
Yapımcı: Tim Burton, Denise Di Novi, Don Hahn
Tür: Animasyon, Aile, Fantastik



The Nightmare Before Christmas (Noel Gecesi Kabusu) filminde, Halloween Town; (Cadılar Bayramı Kasabası) deforme canavarlar, hayaletler, hortlaklar, goblinler, vampirler, kurt adamlar ve cadılar gibi karanlık yaratıklarla dolu bir yerdir.

Her yaştan oğlanlar ve kızlar
Tuhaf bir şey görmek istemez misiniz?
Gelin bizimle ve görün
Cadılar Bayramı Kasabamızı
Balkabakları çığlık atar gece yarısında
Homurdanır herkes
Komşu korkudan ölene dek
Oyun mu şeker mi diye
Burası bizim kasabamız
Çığlık atar herkes
Bu Cadılar Bayramı Kasabasında
Boys and girls of every age
Wouldn't you like to see something strange?
Come with us and you will see
This our town of Halloween
Pumpkins scream in the dead of night
Everybody make a scene
Trick-or-treat till the
neighbor's gonna die of fright
It's our town
Everybody scream
In this town of Halloween


Halloween Town, Marcuse’nin bahsettiği tek boyutlu toplumolarak kabul edilebilir. Marcuse’nin analizine göre, liberal kapitalizmin devrimci çelişkisi, ileri kapitalizmin gerçek karşıtlıktan yoksun, tek boyutlu toplumlarından uzaklaştırılmıştır. Bu toplumlar hür seçimlerden, özgür medyadan, tüketici tercihlerinden ve totaliter komünizme aşikâr zıtlıklardan dolayı, özgür gibi görünmektedir. Oysaki ileri kapitalizmin özgürlüğü, gerçekte, giderek daha etkili bir biçimde yönetilen bir toplumda, dikkati toplumun manipülasyonu ve konformizminden uzaklaştırmaya ve dolayısıyla da, bu manipülasyon ve konformizmi pekiştirmeye yarayan baskıcı hoşgörüdür. O’nun kasvet verici tasviri, umuda yer bırakmayan, kesintisiz bir manipülasyon ve denetim toplumu ortaya koyar (West, 1998: 97).

Marcuse’ye göre, kapitalist birikim ve kâr elde etme amaçlarına uygun olarak kitlelerin tüketimi için hazırlanan kültürel ve sanatsal ürünler, tüketici bireye bir yaşam biçimi, bir dünya görüşü benimsetir, şartlandırır ve değişik toplum sınıfları içinde çok sayıda insan tarafından benimsenir duruma geldikleri zaman, reklam değerleri bir yaşam biçimi yaratır. Böylece tek boyutlu düşünce ve davranışlar biçimlenmiş olur (Marcuse, 1975: 27).

Kültür endüstrisi, tek boyutlu insan yaratmada başlıca rolü üstlenir. Kültür endüstrisi, tek boyutluluğu, olması gerekenin, normal olanın bu yaşanılan hayat olduğu, başka bir seçeneğin olmadığı hissiyle pekiştirmektedir. Bu his, egemen olan için yönetilmesi kolay, sistem için zararsız bir topluluk ortaya çıkarır; ancak medya bunu zor kullanarak yapmaz. Rızaya dayanan denetim, zor kullanarak yapılan denetimden çok daha etkilidir. Theodor W. Adorno ve Max Horkheimer’a göre, kültür endüstrisi çağında düzen, bedenleri serbest bırakır ve ruhlara saldırır. Artık düzen “benim gibi düşün ya da yok ol” demek yerine “benim gibi düşünmemekte serbestsin, yaşamını ve tüm sana ait olanları da koruyabilirsin ancak o andan itibaren aramızda bir yabancısın” demektedir (Dellaloğlu, 2007: 126).

Halloween Town’daki insanların görevleri belirlidir: Her yıl Cadılar Bayramını en korkunç şekilde hazırlamak. Bu görevlerini iyi yaptıkça kendilerini tatmin olmuş ve mutlu hissederler; çünkü olması gerekenin, doğal olanın bu olduğuna inanmışlardır. Başka bir seçenek olduğu akıllarına gelmez.

Marcuse’nin oldukça parlak biçimde gösterdiği gibi, bizler ilk defa yaşam standartlarını yükselterek ve insanların zihnini yönlendirerek onları daha fazla uyarlanabilir kılan ve aşkınlığa yönelik dürtüyü azaltan katmanlı bir topluma sahibiz. Böylece yaratıcılık da, insan özgürlüğü kadar toplumsal planlama canavarı tarafından tehdit edilir: İyi ücret ödenen, rahat, yalnızca diğer insanların kararlarını nasıl uygulayacağını bilen tüketen tek boyutlu insana sahibiz (Goldmann, 2006: 313).

Hallowen Town’da yaşayanlar başka bir seçenekten haberdar olmamaları ve her yıl görevlerini daha iyi yapmalarından duydukları mutlulukla, yani alternatifsiz bir ortamda, bildikleri tek konuda gerçekleştirdikleri gelişim aslında bir gelişim değildir. Karar verme ihtiyacı hissetmezler. Sadece söyleneni yaparlar.

Jack Skellington adlı Balkabağı Kralı, her cadılar bayramında korkunç bir kutlama için bu yaratıklara yol gösterir.

Bu çok özel adama
yol verir misiniz?
Dostumuz Jack
kralıdır balkabağı tarlamızın
Herkes selamlasın Balkabağı Kralı'nı

Won't you please make way
for a very special guy
Our man Jack is king
of the pumpkin patch
Everyone hail to the Pumpkin King now

Fakat Jack, bu kasabanın tersine her yıl aynı rutinden sıkılmıştır. Samed Behrengi’nin Küçük Kara Balığı gibi başka yerlerde neler olup bittiğini bilmek ister. Bunu “bir boşluk var kemiklerimde, bilinmeyen bir şeyleri çağıran” sözleriyle ifade eder.


Yıllar yılı
Hep aynı şeyler
O kadar bıktım ki
çığlık seslerinden
Ben, Balkabağı Kralı Jack
Yoruldum hep aynı
eski şeylerden
Derinlerde bir yerde
Bu kemiklerin içinde
Bir boşluk
Büyümeye başladı
Bir şeyler var
Yurdumdan uzaklarda
Hiç bilmediğim
Bir özlem
Ama buradakilerden
Çıkar mı anlayan
İskelet sırıtışlı
Balkabağı Kralı'nın
Sıkılacağını kendi tacından?
Keşke anlasalar
Elinden gelse
Bırakacağını
Ah, bir boşluk var
Kemiklerimde
Bilinmeyen bir şeyleri
Çağıran
Yılların getirdiği
Ün de övgü de
İyi gelmiyor hiç
Bu boş gözyaşlarına


Year after year
It's the same routine
And I grow so weary
of the sound of screams
And l, Jack the Pumpkin King
Have grown so tired
of the same old thing
Oh, somewhere deep
Inside of these bones
An emptiness
Began to grow
There's something out there
Far from my home
A longing that
I've never known
But who here
Would ever understand
That the Pumpkin King
with the skeleton grin
Would tire of his crown
lf they only understood
He'd give it all up
If he only could
Oh, there's an empty
Place in my bones
That calls out for
Something unknown
The fame and praise
Come year after year
Does nothing for
These empty tears

Hayalet köpeği Zero ile ormanda sıkıntıyla dolaşırken, bir ağaç kümesiyle karşılaşır. Her birinin üzerinde farklı tatil zamanlarını temsil eden kapılar vardır. Jack, noel ağacı şeklinde kapısı olan ağaca yönelir ve kapıyı açar. Bu kapı Christmas Town’a (Noel Şehri) giden yola açılmaktadır. Christmas Town’a giden Jack bu yeni dünyadan çok etkilenir.


Ah, inanamıyorum gözlerime
Kemiklerimde sıcaklık hissediyorum
Yükseliyor içten içe
Baksanıza, bu ne?
Ökseotu asıyorlar
Öpüşüyorlar mı?
Ne eşsiz, ne yaratıcı
Bir araya toplanıp
hikâyeler dinliyorlar
Ateşin üstünde kestane kızartıyorlar
Bu ne?
Bu ne?
İlk defa
böyle iyi hissediyorum kendimi
Doluyor o boşluk içimdeki
Doyamıyorum işte
İstiyorum, istiyorum
Kendime istiyorum
Öğrenmeliyim, öğrenmeliyim
Bulduğum bu yer neresi?
Bu ne?
Noel Kasabası?


Oh, I can't believe my eyes
And in my bones I feel the warmth
That's coming from inside
Oh, look, what's this?
They're hanging mistletoe
They kiss, why that looks?
so unique, inspired
They're gathering around
to hear a story
Roasting chestnuts on a fire
What's this?
What's this?
I've never felt so good before
This empty place
inside of me is filling up
I simply cannot get enough
I want it, oh, I want it
Oh, I want it for my own
I've got to know, I've got to know
what is this place that I have found?
What is this?
Christmas Town?


Noel duygusu ve neşesini Halloween Town sakinlerine oradan getirdiği objeleri göstererek tanıtmak ister. Fakat onlar bunun anlamını kavrayamazlar.


Herkes dinlesin!
Size Noel Kasabası'nı anlatacağım
O kadar tuhaf nesneler vardı ki
inanmak imkânsızdı
Her yerdeydi aklımı cezbeden şeyler
Gördüğüm hiçbir şeye benzemeyen
bir dünyaydı
Tanımlayamam ne kadar çabalasam da
Sanki inanılmaz bir rüya
Ama inanın ki şuna
Kafatasım kadar gerçek
ve sahiden var


Listen, everyone!
I want to tell you about Christmas Town
There were objects so peculiar
they were not to be believed
All around things to tantalize my brain
It's a world unlike anything
I've ever seen
And as hard as I tried I can't seem to describe
Like a most improbable dream
But you must believe when I tell you this
It's as real as my skull
and it does exist


Jack de noelin mantığını kavrayamamıştır ama artık Platon’un mağarasında oturmayı bırakmıştır ve anlamak için okumalar ve deneyler yapmaya başlar.


Jack'e bir şeyler oluyor
Jack'e bir şeyler oluyor
Bilmiyoruz acaba
Onu alabilecek miyiz geri


Something's up with Jack
Something's up with Jack
Don't know if we're ever
going to get him back


Fakat yine de anlamlandıramaz.


Ne demek bu? Ne demek bu?
Bu ufak süslerin püslerin içinde
Bir sır var çözülmeyi bekleyen
Bebekler ve oyuncaklar şaşırttı beni
Lanet olsun ama sevdim yine de
Basit şeyler, fazlası değil
Ama saklı bir şey var kapının ardında
Anahtarım olmasa da
Göremediğim bir şey var orada
Ne demek bu? Ne demek bu?
Ne demek bu?


What does it mean? What does it mean?
In these little bric-a-brac
A secret's waiting to be cracked
These dolls and toys confuse me so
Confound it all, I love it though
Simple objects, nothing more
But something's hidden through a door
Though I do not have the key
Something's here I cannot see
What does it mean? What does it mean?
What does it mean?


Fakat anlayamamış olması bunu yaşayıp deneyimleyemeyeceği anlamına gelmez. Bu yüzden Halloween Town’a bu yıl noeli üzerlerine alacaklarını duyurur. Jack, halkına Sandy Claws (Noel Canavarı) olarak tanıttığı, Santa Claus’u (Noel Baba) onun rolünü üstlenmek için kaçırtır. Kasabanın çılgın bilim adamı tarafından yapılan bez bebek Sally dahil herkese bir görev verir. Bu defaki görev onlara başka yaşam seçenekleri de olduğunu göstermek için verilir fakat topluluk alıştığı hayatta bir değişiklik yapma fikrini benimseyemez. Bunun neden olması gerektiğini de anlayamadıkları için Jack’in umduğu mutluluk hissinden çok uzaktadırlar. Önsezileri bu olayın kötü sonuçlanacağını söylediğinden Sally, Jack’i uyarır fakat Jack kararlıdır. Noel arifesi gelir ve Jack, Santa Claus’un yerine geçer. Çılgın bilim adamının yaptığı ren geyikleri ve tabuttan oluşturulmuş noel kızağı ile Christmas Town’daki çocuklara hediyeler götürür fakat bu hediyeler Halloween Town sakinleri tarafından hazırlanmıştır ve bunlar korkunç hediyelerdir. Hediyeleri alanlar polisi arar ve Jack, Santa Claus’u taklit eden bir düzenbaz olarak algılanır. Top atışlarıyla onu durdurmaya çalışırlar. Jack bunları teşekkür için atılan havai fişekler zannedip sevinir. Gerçeği anladığında kızak vurulmuştur. Kızak düştüğü için Halloween Town’dakiler tarafından öldüğü sanılır. Zero, onun parçalarını birleştirir ve onu hayata döndürür. Olanlar onu mutsuz etmesine rağmen yaptıklarından pişman değildir.


Kimse anlamadı gerçeği
Nasıl anlasalardı
Tek istediğim onlara
güzel şeyler götürmekti
Neden hiçbir şey
olması gerektiği gibi olmuyor?
Ne önemi var artık?
Gidip yaptım elimden geleni
Tanrı biliyor ki,
Yaşadığım harika bir şeydi
Bir anlığına
Gökyüzüne bile eriştim
En azından hikâyeler bıraktım geride
Anlatabilecekleri
Kendimi bildim bileli
ilk defa
Eski kemikli benliğimi
buldum baştan
Ben, Balkabağı Kralı Jack


Nobody really understood
Well, how could they
That all I ever wanted was
to bring them something great
Why does nothing ever
turn out like it should?
Well, what the heck
I went and did my best
And by god
I really tasted something swell
And for a moment
why, I even touched the sky
And at least I left some stories
they can tell, I did
And for the first time
since I don't remember when
I felt just like
my old bony self again
And l, Jack The Pumpkin King


Halloween Town’a geri döner. Tüm parçaları bir araya getirildiğinde ve evine geri döndüğünde “eski benliğimi buldum” der. Ancak yaşadıklarından sonra eski Jack değildir. Eski ve yeni Jack’in toplamı da değil, sentezidir. Jack, Santa Claus’u geri yollar. Santa Claus bir süre sonra Halloween Town’a kar yağdırır. İlk kez kar gören Halloween Town halkı da eskisi gibi değildir, şaşırır ve sevinir ve bu yepyeni şeyin tadını çıkarır.


Bu ne?
Bu ne?
Yok hiçbir fikrim
Bu ne?
Yepyeni bir şey
Bu ne?


What's this?
What's this?
I haven't got a clue
What's this?
Why, it's completely new
What's this?

Jack ve Sally’nin birlikte söylediği romantik şarkı ile film sona erer.

Kaynakça
Behrengi, S. (2011). Küçük kara balık. (Çev: İ. Özdemir). (24. Baskı). İstanbul: Can Çocuk Yayınları.
Çağan, K. (2003). Popüler kültür ve sanat. Ankara: Altınküre Yayınları.
Dellaloğlu, B. F. (2007). Frankfurt Okulu’nda sanat ve toplum. (4. Baskı). İstanbul: Say Yayınları.
Goldmann, L. (2006). Marcuse’yi anlamak. Frankfurt okulu. (Ed: H. E. Bağce). (2.Baskı). Ankara: Doğu Batı Yayınları, ss. 305-319.
Hançerlioğlu, O. (1996). Felsefe sözlüğü. (10. Baskı). İstanbul: Remzi Kitabevi.
Marcuse, H. (1975). Tek boyutlu insan (Çev. A. Timuçin, T. Tunçdoğan).  İstanbul: May Yayınları.
West, D. (1998). Kıta Avrupası felsefesine giriş (Çev. A. Cevizci). İstanbul: Paradigma Yayınları

Nadire Korkmaz
07.21.2011

Hiç yorum yok: