25.10.13

Ayça Aktaş

La vita e bella


“ Bir delinin, ülkeye günlük maliyeti dört mark, bir sakatınki dört buçuk mark, bir zihinsel özürlünün üçbuçuk mark, ortalama günlük dört mark olduğuna ve toplam üçyüzbin hasta olduğuna göre bu hastalar ortadan kaldırılırsa devlet ne kadar tasarruf etmiş olur? ”

“ Hepsini öldürmek bize birmilyonikiyüzbin mark kazandırıyor. Bu kadar basit. ”

Hiç komik değil

Burjuva toplumu, Marx’tan beri, bilindiği gibi, bozuk bir düzen, yanlış kurulmuş ve kötü işleyen bir toplum olarak nitelenir. Frankfurt Okulu, bu yanlış bütün içinde bir sığınak aramaktadır. Önerdiği sığınak ise sanattır. Yanlış bütün içinde var olan, fakat yanlışlığa katılmayan en son kale sanattır. Bu kale ilkin yanlış bütün içinde doğruluğu barındırır, ikinci olarak, bu yanlışı aşmak olanağını saklı tutar; böylece sanat daha iyi bir geleceğin modeli olur. Sanat toplumu yansıtmaz, tam tersine ona doğruyu gösterir (Tunalı, 1989:126-7). Topluma doğruyu göstermesi beklenen sanat dallarından biri sinemadır ve hem görsel hem de işitsel duyulara seslendiğinden etkisi en yüksek sanat dallarındandır. Sinemayı sanat olarak değil de bir tüketim nesnesi olarak görenler için önemli olan konu ise gişedeki başarıdır.

The Office

John Stuart Mill ve Faydacılık Kuramı