6.11.13

Çocuklar hayvanlardan korkmaz


Hayvanları yeme

Nazan Şoray - Hal Hal


Akşam olup gün batınca dağlara hüzün çökünce 
Lale sümbül boynun eğip kurt kuzuya kem bakınca 
Köye döner nazo gelin yavru ceylan gibi kaçar 
Seke seke çaydan geçer nazo gelin ayağına takar halhal 

Irk kavramı, ırkçılık ve futbolda ırkçılık

Irk sözcüğü 16. yüzyıldan, 18. yüzyıla kadar genellikle akraba, sülale, yuva ve aile gibi çeşitli toplumsal kolektivite biçimleriyle yakın anlamlı görülmüştür. Daha sonraki dönemlerde ise, ırk ve kast birbirlerinin yerine konulabilir terimler olarak kullanılmıştır. Böylelikle ırk, bir hayali cemaatin işareti haline gelmiş, hem uluslar hem de ırklar, birlikte yaşayan insanları birbirlerine bağlayan ve onları başkalarından ayıran cemaatler olarak hayal edilmiştir (Loomba, 1998’den aktaran Alver, 2008, s. 227). Irkın oldukça uzun ve karmaşık bir tarihi vardır. Çağdaş ırk kuramcıları, ırksal farklılıkların biyolojiden kaynaklandığına yönelik kültürel olarak yerleşmiş kuramlara savaş açmışlardır (Dworkin, 2012: 279). Stuart Hall ırksal dinamikleri ekonomik ve tarihsel olarak belirlenmiş koşullar içerisinde konumlandırmaya çabalamıştır; ancak onların özerkliğine ve özgüllüğüne de vurgu yapmıştır (Dworkin, 2012: 285). David Roediger  (1999), ırkın sağladığı statü ve ayrıcalıkların, yabancılaşmayı ve sömürücü sınıf ilişkilerini telafi etmekte kullanılabileceğini söylemiştir. Roediger’e göre beyaz işçiler kimliklerini köle olmayanlar ve siyah olmayanlar olarak sergileyerek kendi sınıf konumlarını kabul edebilir, etmiştir ve eder; durumlarını böyle tanımlayabilir, tanımlamıştır ve tanımlar. (Dworkin, 2012: 314).